Kadıköy, 4 Kasım 2026, Çarşamba

Hafta içi 10:00–20:00 · Cumartesi 10:00–15:00

İlk terapi seansından önce bilmeniz gereken yedi şey

Ne konuşacağım, ağlarsam ne olur, ya beğenmezsem? İlk seanstan önce en çok sorulan soruların yanıtları ve gelmeden önce bilmenin işinizi kolaylaştıracağı yedi şey.

Terapi odasında lacivert koltukta öne eğilmiş, dinleyen ve düşünen adam; kenarda dizinde kapalı defter olan psikolog

Terapiye başlamaya karar vermek çoğu zaman aylar sürer. Bazı danışanlarım sitemi bir yıl boyunca ara ara açıp kapattığını, randevu formunu yarısına kadar doldurup bıraktığını anlatır. Bu tereddüt çok anlaşılır: kapının ardında ne olacağını bilmemek, oraya gitmeyi zorlaştırır.

Bu yazıda ilk seanstan önce en sık duyduğum soruları ve gelmeden önce bilmenin işinizi kolaylaştıracağını düşündüğüm yedi şeyi topladım.

1. Ne söyleyeceğinizi bilmek zorunda değilsiniz

İlk seansa “Nereden başlayacağımı bilmiyorum” diyerek gelmek çok yaygındır ve tamamen olağandır. Hazırlık yapmanız, notlar getirmeniz ya da sorununuzu düzgün bir cümleyle tanımlamanız gerekmez. Sorularla ilerleriz ve hiçbir şeyi anlatmaya zorlanmazsınız. Anlatmaya hazır olmadığınız bir konu varsa “Bunu şimdi konuşmak istemiyorum” demeniz yeterli.

Yine de aklınıza takılan birkaç soru varsa telefonunuza not etmeniz işe yarayabilir. Seansın heyecanında unutulabiliyor.

2. İlk seans bir değerlendirme seansıdır

İlk seansta amaç, sizi ve getirdiğiniz konuyu tanımaktır. Genellikle şu anda neler yaşadığınızı, ne zamandır sürdüğünü, günlük hayatınızı nasıl etkilediğini konuşuruz. Uyku, iş, ilişkiler ve destek aldığınız kişiler hakkında birkaç soru sorarım. Gerekirse geçmişinizden birkaç önemli durağa da kısaca bakarız.

İlk seansta derinlemesine bir çalışma yapmayız; bu bir başlangıçtır. Seansın sonunda terapiden ne beklediğinizi birlikte adlandırır, nasıl devam edeceğimize karar veririz.

3. Gizlilik ve sınırları açıkça konuşuruz

Seanslarda konuşulanlar gizlidir. Ben seansları kaydetmem; yalnızca kendi kısa notlarımı tutarım. Aileniz, işvereniniz ya da başka biri sizin yazılı izniniz olmadan hiçbir bilgi alamaz.

Gizliliğin iki istisnası vardır: sizin ya da bir başkasının hayatı açık ve ciddi bir tehlikedeyse ve yasal bir zorunluluk varsa. Bu istisnaları ilk seansta açıkça konuşuruz, ayrıca bir bilgilendirme formunu birlikte okursunuz. Sorularınız olursa sorun; bu, güvenli bir çalışmanın temelidir.

4. Ağlamak, susmak ya da kızmak sorun değil

Bazı kişiler ilk seansta ağlamaktan çekinir. Odada bir kutu peçete olmasının bir nedeni var: duygular burada yerini bulabilir. Aynı şekilde uzun süre susmak, ne diyeceğini bilememek ya da kızgın hissetmek de olağandır. Terapist olarak benim işim, bu duyguları yargılamadan birlikte taşıyabilmektir.

5. Terapistinizi “beğenmeme” hakkınız var

Araştırmalar, terapide en önemli etkenlerden birinin danışan ile terapist arasındaki çalışma ilişkisi olduğunu gösteriyor. Bu yüzden ilk seanslar biraz da birbirimizi tanımak içindir. Kendinizi güvende hissetmiyorsanız, anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız ya da çalışma biçimim size uymuyorsa bunu söylemeniz çok değerlidir.

Bazen bu konuşma çalışmayı daha iyi bir yere taşır. Bazen de başka bir terapistle çalışmanın daha uygun olduğuna birlikte karar veririz; bu durumda size uygun olabilecek meslektaşları önerebilirim. Bu bir başarısızlık değil, doğru yeri bulma sürecinin parçasıdır.

6. Terapi sihir değil, birlikte yapılan bir iştir

Terapiden bir şey değişmesi için çoğu zaman seanslar arasında da bir şeyler yapmak gerekir. Bilişsel davranışçı terapide bunlar kısa ödevlerdir: bir düşünce kaydı tutmak, küçük bir deneme yapmak, bir durumu gözlemlemek. Bu ödevler not almak için değil, seansta konuştuklarımızı günlük hayata taşımak içindir.

Değişim genellikle düz bir çizgide ilerlemez. Bazı haftalar daha iyi, bazı haftalar daha zor geçer. Zor bir hafta, sürecin işlemediği anlamına gelmez; çoğu zaman üzerinde çalışılacak önemli bir malzemedir.

Ben de size bir sonuç sözü veremem. Sürecin nasıl ilerleyeceğini, hangi yöntemleri kullanacağımızı ve neyin işe yaradığını nasıl birlikte değerlendireceğimizi anlatabilirim; ama her insanın yolu farklıdır.

7. Pratik konular da işin parçası

Ücret, iptal kuralı, seans sıklığı ve süresi gibi konuları en baştan açıkça konuşmak, çalışmayı kolaylaştırır. Benim seanslarım 50 dakikadır; başlangıçta genellikle haftada bir görüşürüz. Seansı 24 saat öncesine kadar ücretsiz iptal edebilir ya da erteleyebilirsiniz. Ödeme seans günü yapılır ve her seans için makbuz düzenlenir.

Online seans düşünüyorsanız kimsenin duymayacağı kapalı bir oda, kulaklık ve sabit bir internet bağlantısı hazırlamanız yeterli. Arabada ya da yolda seans yapmamak, size ait bir alanda olmak önemlidir.

Gelmeden önce kendinize sorabileceğiniz üç soru

İsterseniz ilk seanstan önce şu soruları bir kâğıda yazıp üzerine biraz düşünebilirsiniz. Yanıtlamak zorunda değilsiniz; yalnızca başlangıç için bir yol gösterir:

  • Şu sıralar beni en çok ne yoruyor?
  • Terapiden sonra hayatımda neyin farklı olmasını isterdim?
  • Daha önce bu konuda neler denedim; ne işe yaradı, ne yaramadı?

Doğru terapisti nasıl seçersiniz?

Türkiye’de “psikolog”, “klinik psikolog” ve “psikolojik danışman” unvanları farklı eğitimleri anlatır. Psikolog psikoloji lisansı almıştır. Uzman klinik psikolog, klinik psikoloji alanında yüksek lisans ya da doktora yapmış, değerlendirme ve psikoterapi konusunda eğitim almıştır. Psikiyatrist ise tıp doktorudur ve ilaç tedavisi düzenleyebilir. Terapistinizin eğitimini, hangi yöntemle çalıştığını ve süpervizyon alıp almadığını sormak tamamen yerinde sorulardır; iyi bir terapist bu sorulardan rahatsız olmaz.

Bir terapistin size uygun olup olmadığını anlamak için şu soruları sorabilirsiniz: Hangi konularla çalışıyorsunuz? Hangi yaklaşımı kullanıyorsunuz ve bu yaklaşım benim konum için neden uygun? Seanslar ne sıklıkla ve ne kadar sürer? Gidişatı nasıl değerlendiririz? Yanıtların açık ve anlaşılır olması, çalışmanın da öyle olacağına dair iyi bir işarettir. “Kesin sonuç”, “üç seansta kurtulursunuz” gibi vaatler ise dikkat etmeniz gereken ifadelerdir; terapide kimse böyle bir söz veremez.

İlk seanstan sonra kendinize sorabilecekleriniz

İlk seanstan çıktıktan sonra birkaç gün içinde kendinize şunları sorabilirsiniz: Kendimi dinlenmiş ve anlaşılmış hissettim mi? Soruları sormakta zorlandığım bir an oldu mu? Bir sonraki seansa gelmek için içimde bir istek var mı, yoksa bir zorunluluk gibi mi hissediyorum? Bu soruların yanıtlarını ikinci seansta paylaşmak, ilişkinin sağlıklı kurulmasına yardımcı olur.

Bir de ön görüşme var

İlk seansa doğrudan gelmek istemiyorsanız önce 15 dakikalık ücretsiz bir ön görüşme yapabiliriz. Telefonla ya da online yapılan bu kısa konuşmada sizi neyin getirdiğini kısaca dinler, çalışma biçimimi anlatır ve birlikte çalışmaya uygun olup olmadığımıza bakarız. Ön görüşme bir seans değildir, ama kapının ardını biraz görmenizi sağlar.

Peki ya ilk seans iyi geçmezse?

Bazen ilk seans beklediğiniz gibi geçmez: çok konuştuğunuzu, az konuştuğunuzu ya da önemli bir şeyi söylemeyi unuttuğunuzu düşünebilirsiniz. Bu çok olağandır ve telafi edilemeyecek bir şey değildir. İkinci seansın başında “Geçen hafta şunu söyleyemedim” demeniz yeterli; bunu duymak benim için de çok değerlidir. İlk seans bir sınav değil; birbirimizi tanımaya başladığımız bir buluşmadır. Değerlendirme birkaç seansa yayılır ve ilk izlenimler zamanla netleşir.

Terapiye başlamak cesaret ister. Bu yazıyı okuyorsanız, o cesaretin bir kısmını zaten göstermişsiniz demektir.

Paylaş WhatsApp LinkedIn X Facebook
Yazar

Elif Karadağ

Uzman Klinik Psikolog · Pusula · Kadıköy

Hacettepe Üniversitesi klinik psikoloji yüksek lisansı. 2011’den beri yetişkinlerle çalışıyor; BDT ve şema terapi.